gencler bılıyorsunuz . ulkemızde twitter kapatıldı . bunun ustune konusulabılecek cok sey var ama ben bu twitter ın kus logosunu merak ettım nedr dıye? nasıl ortaya cıktı faln . denk geldıgım bı yazıyı paylasmak ıstedım sızle 🙂

Dünyanın en yoğun olarak kullanılan ve birçok çevrede rahatsızlık uyandıracak kadar özgürlüğü pekiştiren Twitter’ın logosunun hikayesi de oldukça ilginç. Aslen NBA takımlarından Boston Celtics’in efsanevi basketbolcusu Larry Bird’e (“Bird” İngilizcede “kuş” demektir) ithafen logo “Larry the Bird” (Kuş Larry) olarak isimlendirilmiştir. Uzun bir süredir bu şekilde açıklanan logo, 5 Haziran 2012’de yeniden tasarlanarak ufak detaylar değiştirilmiştir. Tasarımcı Douglas Bowman’a göre yeni logo, Mavi Dağ Kuşu’nu andıracak şekilde geliştirilmiştir.

Fotoğrafta görüşen Mavi Dağ Kuşu Sialia currucoides olarak isimlendirilir. Orta büyüklükte, 30 gram civarında bir kütleye sahip olan, 16-20 santimetre arasında değişebilen bir kuş türüdür. Yetişkin dişilerin renkleri daha solgundur ve maviden farklı renkler alabilir; ancak erkekler, dişilerini bu parlak mavi renklerle etkileyebilecek şekilde evrimleşmiştir. Dişilerin renkleri de bahar için yenilendiğinde boğaz ve göğüs bölgesinde turuncu olmaktadır.

Türü tüm Kuzey Amerika’da; ancak özellikle Alaska gibi serin kuzeybatı coğrafyasında görmek mümkündür. Bu şekilde uzak bölgelerde yaşayıp üremeleri sayesinde diğer kuşlarla olan rekabeti büyük ölçüde düşürmeyi başarak evrimsel avantaj sağlamışlardır. Mavi Dağ Kuşları tek eşli kuşlardır; dolayısıyla birden fazla bireyle çiftleşmezler. Dişiler, döllenme sonrası bir seferde 4-5 yumurta bırakırlar. Yavrular, 14 günlük bir kuluçka süresinin ardından çıplak ve korunmasız olarak doğarlar; doğumdan 21 gün kadar sonra da yuvayı terk ederler. Bu süreçte dişiler de, erkekler de yuvayı sert ve kızgın bir şekilde savunurlar.

Bu kadar küçük bir kuşun sembolik çiziminin bile, kendisinden bu kadar iri bir diğer türde bu kadar yoğun bir korkuya neden olabilmesi, vahşi doğada her zaman büyüğün küçüğü yemeyebileceğini gösteriyor. Dolayısıyla doğal seçilimi “büyük küçüğü yer” olarak değil, “daha adaptif olan, daha az adaptif olanı eler” şeklinde anlamak ve algılamak gerekiyor. Hayatta kalmayı başarabilenler, sadece bulunduğu ortama en fazla adapte olabilenlerdir. Doğada ve hayatta, değişime adapte olamayanlar ve doğal yaşama karşı gelmeye cüret edenlerse yok olmaya muhtaçtır.

Reklamlar